Ferforje Bahçe Korkuluğu

59 Ferforje bahçe korkuluğu: Peyzaj mimarisinde yaygın bir kullanım alanı bulmuştur. Bahçe korkuluğu yapıdan çok dış mekana ve sokağa aittir. Mimarların ve demirci ustalarının, cesur yenilik ve denemelerine olanak tanıyan ferforje korkuluklar kimi zaman yapıların kimliği halinede gelebilmektedir Fransada veya İstanbulda tarihi pek çok yapı ilk başta bahçe giriş kapısı ve bahçe korkuluklarıyla resmedilmektedir ve bu şekilde hafızalara yerleştirilmektedir. Yapıların geçirdikleri onarımlara da büyük ölçüde ışık tutan anıtsal değere sahip ferforje bahçe korkulukları ve demir aksamlara restorasyonlarda gereken önem verilmemektedir. Bu konuda da duyarlı olunması mimarlık ve Türk demircilik tarihi açısından oldukça önem arzetmektedir.

Asurlardan Hititlilere, Urartulardan Roma ve Bizansa, Selçukludan Osmanlıya bir çok medeniyetin katkısıyla maden sanatının hayranlık uyandıran örnekleri, içinde yaşadığımız Anadolu coğrafyasında şekillenmiştir. Cumhuriyet sonrası bu kadim sanat birikimi dünyadaki çağdaş üsluplarla da etkileşerek yani bir döneme girmiştir. Günümüz demir zanatkarları kadim geleneğini günümüz teknik imkanlarını kullanarak sanatsal tatla, estetik hazla geliştirmenin çabasını da vermek durumundalar. Savaşlar ferforje endüstriyel üretimiyle günlük ihtiyaçlarımızı karşılarken sanat üretimiyle de gelecek nesillere entelektüel imkanlar sunmaktadır Maden sanatlarının bir dalı olan demircilik, eski çağlardan beri Anadolu’da uygulanmıştır.. Anadolu’da Roma ve Bizans Dönemlerinde oldukça gelişmiş maden sanatı atölyelerinin bulunduğu bilinmektedir. Selçuklu ve osmanlı döneminde de sanatın pek çok dalında göstermiş oldukları ilerlemeyi maden sanatı alanında da göstermişler. Anadolu’nun yanı sıra Balkanlar da maden sanatı konusunda büyük ilerleme göstermiştir. Süsleme sanatının tarihi insanlığın varoluşundan itibaren günümüze kadar birçok gelişim evrelerinden geçerek, değişik yapıda malzeme ve teknikte uygulamaları devam etmektedir. Farklı medeniyetlere ait eserler, yapıldığı dönemim ve toplumun karakterini yansıtmakla beraber, ait olduğu toplumun sanata bakışını, geldiği noktayı görebilme adını birer vesika hüviyetindedir. Tarihte büyük medeniyetler kurmuş olan Türkler, sanatın her alanında olduğu gibi geleneksel el sanatlarında da engin bir mirasın sahibidir. Bu mirasın içinde, maden işleri, demircilik, ahşap ve taş işleri gibi birçok faaliyet alanlarını sıralayabiliriz.